В: Глагольное дополнение

1.
Onlar açtığım kapıdan içeriye bir adım dahi ____ tenezzül etmediler. tenezzül etmek - снизойти, соизволить




2.
Macide herhalde ayakkabılarını ___ meşguldü.




3.
Genç adam onu rahatsız ___ çekiniyormuş gibi hafif, biraz da şefkatli bir sesle: “Nasılsınız? Beni çok beklediniz değil mi?” dedi.




4.
Küçük bir sabun parçasına ___ tiksinerek elini sadece su ile yıkadı.




5.
“Hayır!” dedi. Sonra karşısındakine dikkatle ___ başladı.




6.
O anda aklına gelen hareketlerle işin içinden sıyrılıp, her şeyi koparıp ___ tercih ediyordu.




7.
Onlar avaz avaz bağırarak ___ daha alaka verici bir hareket sayıyorlardı.




8.
Ömer İstanbul’dan ___ aklına bile getirmek istemiyordu.




9.
Onu bir kere gözden kaybedersem ölünceye kadar ömrüm yalnız ____ geçer; ve herhalde bu müddet pek kısa olur.




10.
Bunların arasında tek tük tanıdık ___ beraber bir yemek ısmarlatacak kadar yakın kimse yoktu.




11.
Herkes aşağı yukarı böyle... Kusurlarımı başkalarında da ___ ne değişecek sanki...




12.
Ömer ___ mukabele etti: “Sen şimdi bunu ciddi mi söylüyorsun?” mukabele etmek — а) отвеча́ть, дава́ть отве́т; б) ока́зывать сопротивле́ние




13.
Neyse, ___ mana yok. Sana baştan itibaren bir hulasa yapayım. hulasa - вывод, заключение




14.
Yaşamak ve yeryüzünde üç adımlık bir yer işgal ___ mühim bir iş yaptıklarını zannederler.
Они думают, что делают важное дело, живя и занимая место размером в три шага на земле.




15.
Ha, çocuklara akşamları teker teker ders ___ münasip bulmadım.




16.
Gidip ___ bir an tereddüt etti.




17.
Bana bile teşekkür ______ çekinmedi.




18.
Size pasta yasak. Rejim yapmaya ______? yasak - запрещено




19.
Sanırım o da Doğan’a son bir şans ________ yanaydı.




20.
Akıl vermeyi _____.




21.
'Benzemiyor” _________ yetindim.




22.
“Üvey baba elinde büyümeyi kim _____ ki?” diye atıldı. üvey baba - отчим




23.
O hikayeyi bana ________ büyük keyif alıyor.




24.
Bir erkekle birlikte diye onu namussuz _____ suçlayamazsın.




25.
'Ben iyiyim” ________ yetindim, “merak etme.'




26.
Bunun sonu yok oğlum. Bir yerde 'dur!' demeyi ________..




27.
Kartı yeniden uzatarak, _________ denedim.




28.
Misafirimiz zili ________ yetinmeyip eliyle kapıya vurmaya başladı




29.
Böyle _________ sıkıldım, galiba işe döneceğim.




30.
Kıskançlığım o kadar güçlüydü ki sesimdeki _______ engelleyememiştim.




31.
Genç yaşta gazetenin yayın yönetmenliğine kadar ___________ başarmıştı.




32.
Son arabasını evin önüne ______ göze almak zorunda kalmış.




33.
Yağmur yağarken denizi izlemeyi her zaman ______.




34.
Bu durum huzurumu ________ kalmıyor, beni derin derin düşünmeye de zorluyordu.




35.
Üvey oğlunu birkaç kez bizzat benim önümde _____________ çekinmedi.




36.
Kuşkusuz herkes gibi ben de yaralanmaktan, sakat kalmaktan, ölmekten _________,




37.
Evet, arabalara _____ hoşlanırdım, şoförlüğü daha on üç yaşındayken öğrenmiş ______ açıkça ovunurdum.




38.
Musa sadece Mevlevihane’nin işlerini _______ kalmamış, aynı zamanda gözünü kulağını açmış.




39.
Umut beni şaşırtmıştı. _______ öte sıkı bir yaşam dersi vermişti.




40.
Baksanıza kendi nüfusuna __________ sakınca görmemiş Doğan’ı.




41.
Öyle bir insandır ki hiç düşünmeden en yakın arkadaşını harcamaktan bile _______.




42.
Yine de ona __________ kendimi alamıyordum.




43.
Anlaşılan o da artık beni ___________ yorulmuştu.




44.
Özgüveni zayıf olduğu için sert yöntemlere ____________ çekinmiyordu.




45.
O öldükten sonra babam ________ göze almıştı, belki de benim büyümemi beklemişti.




46.
Bu konudaki kuşkularımı Umut’a söylemekle _______.




47.
Bağırıyordum, bağırmaktan _____ sanki babama yalvarıyordum.




48.
Söylediklerini yapmaktan _____ çarem de yoktu.




49.
Eserlerinin sayısını kesin olarak bilmemekle ______, telif ve tercüme otuz civarında eseri olduğunu tahmin ediyoruz.




50.
Benzerliğimiz yalnızca aynı markayı seçmiş olmakla _____ değildi.




51.
Bir de çocuğu, çevresiyle ilgilenmemekle, sorumsuz biri olmakla _________.




--> -->